Perşembe, 30 Temmuz 2026

Devrimci Sosyalist Hareket Bugünkü Etkisiz Konumundan Nasıl Çıkar?



Devrimci sosyalist hareketin etkisizliğini aşmanın yolu, sınıfla bütünleşen devrimci pratik ve birleşik bir odak yaratmaktan geçiyor


Alınteri Gazetesi YouTube kanalında canlı yayınlanan ve devrimci sosyalist hareketin günümüzdeki etkisiz konumundan nasıl çıkabileceği sorusuna yanıt aranan #DoğruMuBu programının ikinci bölümü gerçekleştirildi. Programda Alınteri ve Devrimci Proletarya yazarları Mürüvet Küçük ve H. Selim Açan’ın katılımıyla, solun mevcut durumunun nedenleri ve bu durumu aşmak için atılması gereken çok yönlü adımlar ele alındı.

Etkisizlik ve Çözüm Arayışı

Programın ana konusu sosyalist solun ve genel olarak sol güçlerin uzun süredir tartıştığı ve arayış içinde olduğu solun mevcut etkisiz halinden nasıl kurtulabileceği sorusuydu. Konuşmacılar bu etkisiz halin tarihsel nedenlerinin hem dışsal (nesnel/toplumsal koşullar, operasyonlar) hem de son derece katmanlı içsel nedenlerden oluştuğunu kabul etmekle birlikte tartışmayı asıl olarak mevcut itibarsızlaşma ve etkisizleşme halini aşmak için hangi temel zincirin yakalanması gerektiği üzerinde yoğunlaştırdı.

Solun bu konuyu yıllardır tartıştığı belirtilirken reformistlerden devrimcilere kadar uzanan bu tartışmaların her birinin ilerletici bir rol oynamadığı ancak samimi arayışta olanların belli temel halkaları yakaladığı ifade edildi. Marksist-Leninist anlayışta “yakalanması gereken temel halka” kavramının önemine vurgu yapıldı.

Temel Halka: Devrimci Pratik 

Tartışmacılar devrimci sosyalist hareketin etkisiz konumdan çıkıp sıçrama yapabilmesinin tek bir reçetesi olmadığını, bunun teoride, politika üretimi-taktikte, örgütlenmede ve pratik düzlemlerde birbirini tamamlayan devrimci adımlar bütünlüğünden, çok yönlü bir atılımdan geçtiğinin altını çizdiler. vurguladı.

Ancak günümüz Türkiyesi’nde bu bütünlük içinde yakalanması gereken esas halkayı devrimci pratiğin oluşturduğu vurgulandı.

Bu pratik, hareketi sınıfın ve kitlelerin görüş alanına sokmalı, birikim yaratarak onların, hareketin teorilerini, politikalarını ve programlarını merak etmesini sağlamalıdır.

Güncel Sorunlar ve Memurlaşma Tehlikesi

Programda mevcut dönemin ruh hali ve karakteri incelenirken, devrimci sosyalist hareketin kadrolarında bir “ütopya kaybı” veya “hayal fukaralığı” gözlemlendiği dile getirildi. Lenin’in “Büyük bir rüyanın ilhamı olmadan kimse devrimcilik yapamaz” sözü çıkış noktası olarak alındı.

Ufuk kaybının beraberinde ‘kendini tekrarlamayı yeterli gören sıradanlaşmayı’ ve ‘memurlaşmayı’ getirdiği belirtildi. Siyasetin artık çoğu kadroya heyecan vermediği hatta bir yük gibi göründüğü ve rutine dönüştüğü, çoğu kez de protestoculukla sınırlı kaldığı ifade edildi.

Önerilen Çok Yönlü Strateji

Çıkış yolu olarak günlük yaşamlarında sıkıntı çeken, aşağılanan, horlanan ve kendini güçsüz hisseden sınıf ve emekçi kitlelere,sahipsiz ve yalnız olmadıklarını hissettirmekle kalmayıp cesaret aşılayacak ve esin kaynağı olacak bir pratik sergilemek gerektiği belirtildi.

Bu pratiğin yalnızca eylemler zinciri olarak anlaşılmaması gerektiğinin altı çizildi. Eski örgütçü reflekslerin canlanması temelinde yaşam tarzlarının değişmesi, sınıfla ve emekçilerle iç içe olmak gerektiği dile getirildi.

“Devrimci Odak” ve Güçlerin Birleştirilmesi

Programda, mevcut parçalanmış devrimci hareket içerisinde başkalarını da arkasından sürükleyecek güçlü bir çekim merkezi yaratacak bir alternatifin ortada olmadığı tespiti yapıldı.

Çözüm olaraksa sınırlı kadrolarla hareket eden devrimci sosyalist güçlerin asgari dönemsel bir program temelinde güçlerini birleştirmeleri gerektiği önerildi. Bu kapsamda:

Pilot Bölgeler Belirlenmeli: Sınıf içi ayrımları kaale almadan örneğin Gebze, Çerkezköy merkezli Trakya, Manisa, İzmir’in Torbalısı veya Çiğlisi gibi ‘pilot havzalar/çalışma alanları’ seçilmeli.

Süreklileşmiş Faaliyet: Çıkışını dönemsel programdan alan belirli bir plan dahilinde omuz omuza verilerek bu bölgelerde süreklileşmiş bir propaganda, ajitasyon ve örgütleme faaliyetine girilmeli.

Halkla Bütünleşme: Gündemdeki sorunlara ve sosyalizm hedefine yönelik afişleme ve yazılama yapılmalı, ev ziyaretleri, kahve ziyaretleri ile yerli halkla hemhal olunmalı.

Taban Örgütlenmeleri: Mahalle komiteleri, halk toplantıları, meclisler gibi taban örgütlenmeleri geliştirilmeli ve kitleler sürecin öznesi haline getirilmeli.

Adaleti Gerçekleştirme Pratiği: Bunalan kitlelere sokakların sahipsiz olmadığı hissettirilmeli; faşist, gerici ve mafyatik teröre karşı bir güç sergilenmeli. Kadın cinayetleri, taciz, tecavüz suçları işleyen alçakların cezalandırılması, emeği sömüren patronlara hesap sorulması gibi pratiklerle devletin sormadığı hesabı soran güçler oldukları hissettirilmeli.

Konuşmacılar, bütün gücün birleştirilmesi durumunda tüm bu eylemlerin çok daha güçlü bir tarzda yapılabileceğine inandıklarını belirttiler.

Örnek İşbirliği: Dev Yapı-İş ve İnşaat-İş

Türkiye sol siyaseti içinde Dev Yapı-İş ve İnşaat-İş sendikalarının finans merkezindeki işbirliği anlamlı bir yoldaşlaşma örneği olarak gösterildi. Bu sendikaların üye kaygısı duymadan sınıfın genel çıkarlarını merkeze koyarak birbirlerini tamamlama ilişkisi kurduğu vurgulandı.

Sonuç olarak, mevcut sınırlı güçlerle bir sinerji yaratılması gerektiği, “devrimci odak”tan kastın hemen aynı örgütün çatısı altında erimek olmadığı, ancak güvenin, sevginin ve saygının arttığı bir pratik yaşanırsa daha ileri birleşme biçimlerinin kendiliğinden gündeme geleceği sonucuna varıldı. Aksi takdirde sol’un kimsenin okumadığı, izlemediği, ne dediğinin merak edilmediği saray medyasından farksız halinin süregideceği, ‘dar alanda kısa paslaşmalarla oyalanıp durulacağı’ uyarısı yapıldı.