Cumartesi, 1 Ağustos 2026

İşçi Katliamlarını Kanıksatmaya Çalışanlara Karşı Örgütleneceğiz!



Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri 8 Kasım’da Dilovası’nda merdiven altı parfüm dolum atölyesinde yanarak katledilen kadın ve çocuklar için bir basın açıklaması yaptı


8 Kasım’da Dilovası’nda merdiven altı parfüm dolum deposunda yaşları 15 ila 65 arası olan çocuk ve kadın işçilerin İSİG önlemlerinin olmaması nedeniyle çıkan yangında yanarak katledilmesi Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından Saat 18:00’de Yüksel Caddesi’nde yapılan basın açıklamasıyla lanetlendi.

Açıklama sırasında “Kaza değil cinayet, kader değil katliam!”, “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!”, “Kahrolsun sermaye düzeni!” “Katillerden hesabı emekçiler soracak!”

Kanıksamayacağız!

Her gün yeni iş cinayetlerine uyanıyoruz. Sermayenin doymak bilmez kâr hırsı her gün iş kazası adı verilen cinayetlerle aramızdan sınıf kardeşlerimizi koparıyor. Çalışırken öldürülüyoruz. Mahkum edildiğimiz vahşi sömürü ve geleceksizlik içinde yaşamaya çalışırken katlediliyoruz.

Sıradanlaştırmaya çalışıyorlar bu cinayet döngüsünü. Katledilen emekçilerin yaşamlarını ve anılarını değersizleştirmeye, çalınan hayatları rakama indirgemeye çalışıyorlar.

İhmal, sömürü ve vahşet döngüsüne mahkum etmeye çalışıyorlar bizi. Böyle bir aşağılanmaya mahkum değiliz! Yüzer yüzer katledilmeyi kanıksamayacağız!

İSİG Meclisi’nin raporuna göre sadece ekim ayında 169 işçi iş cinayetlerinde katledildi. Her ay 160, 180 işçi iş cinayetlerinde katlediliyor. 8 Kasım günü yine bir katliam haberiyle sarsıldık. İkisi çocuk altı kadın işçi bir parfüm atölyesinde çalışırken katledildi. Katliam adeta bu düzenin özeti gibi. Neoliberal yağma ve vahşet düzeninin tüm özelliklerini yansıtıyor. Katledilen emekçilerin yaş ortalamalarına baktığımızda 65 yaşında da 15 yaşında da işçi var. Çocuğun çocuk kalamadığı, yıllarca emek veren insanların 65 yaşında bile çalışmak zorunda bırakıldığı bir düzen. İşyerinin defalarca şikayet edildiği ama yetkililer tarafından korunduğu, katliamın olduğu işyerinin faaliyet gösterdiği binanın bile kaçak olduğu bir düzen…

Katliamın yaşandığı atölye19. yüzyıl vahşi kapitalizminin bile ötesinde bir sömürü merkezi olduğunu gizleme gereği bile duymamış. Daha önce yaşanan iş cinayetlerindeki cezasızlık politikaları ve yetkililerle olan ilişkileri katillere cesaret vermiş belli ki.

Bu merdiven altı atölyenin nasıl bir tehlike teşkil ettiği sadece önünden geçen emekçilerin bile dikkatini çekmiş. Defalarca CİMER’e şikayet oluşturulmuş. Şikayetlere verilen yanıtlar ibretlik: ‘Siz araştırın’ denmiş şikayet eden emekçilere.

Bu vahşet merkezinin çocuk emeği sömürüsü de defalarca şikayet konusu olmuş ama bu şikayetler dikkate alınmamış. Atölyedeki kölelik koşullarını daha önce orada çalışmış bir çocuk işçi şöyle anlatıyor:

‘15 yaşındaydım. İlk gün para vermediler. Deneme günü dediler. Bana işle ilgili hiçbir şey öğretmediler. Vefat eden arkadaşlarım bana bir şeyler gösterdi. Günde 12 saat ayakta çalışıyorduk. Yangın merdiveni yoktu. Sadece bir giriş kapısı vardı. O kapı çıkış kapısı olarak da kullanılıyordu.’

Katledilen işçilerin yakınları da benzer açıklamalarda bulunuyor. Atölye sahiplerinin bu pervasızlığının nedenini anlamak için katliam sonrası yaşananlar yeterli ipucu veriyor. Belediye başkanı ve vali emekçiler tarafından cenazeden kovuluyor. İkisi çocuk olmak üzere altı işçinin katledilmesine duydukları öfkeyle Kadıköy sokaklarında iş cinayetlerinde katledilmek istemediklerini haykıran gençler önleri kesilerek gözaltına alınıyor.

Katliamın faillerinden kimse daha tutuklanmamışken katliamı protesto eden gençlerden dördü tutuklanıyor. Yani saflar belli. Bu vahşet döngüsünden kurtulabilmek için tek güvenmemiz gereken kendi emekçi gücümüz. Bu vahşet döngüsünden işçi sınıfının ve emekçi halkların mücadelesiyle çıkabiliriz. Çocukların merdiven altı atölyelerde katledildiği bir düzende yaşamak istemiyoruz. Geleceğimizin daha fazla çalınmasını kabul etmiyoruz. Grev grev, direniş direniş bu vahşeti geriletmekten başka çözüm yolu olmadığını da biliyoruz. Tüm işçi ve emekçileri bu vahşet döngüsüyle mücadele etmeye çağırıyoruz.

Alınteri / Ankara