Salı, 21 Temmuz 2026

Bu Bir Sınıf Restidir: Asgari Ücret 28 Bin 75 Lira Oldu!



Açlık sınırının 30 bini, yoksulluk sınırının 90 bini aştığı bu koşullarda asgari ücret 28 bin 75 lira olarak açıklandı! Bu, pervasız bir sınıf resti, kavgaya davet kartıdır!


Uluslararası yatırım bankaları ya da IMF’nin aylar önce sınır koydukları, Şimşek programının yoksullaştırarak daha kuralsız-vahşi bir emek rejimi yaratma stratejisinin tipik ifadesi olan asgari ücret sefaleti açıklandı. Hükümet ve patronların katıldığı, Türk-İş’in işçilerden korkusundan oturamadığı o kurtlar sofrasından çıkan rakam 28 bin 75 lira oldu!

İşçi ve emekçilerin kira ve fatura giderlerine bile yetmeyecek, dolayısıyla “sağlıklı beslenme, ulaşım, kültürel aktivite, hoş zaman geçirme sizin neyinize?” denilmek istenen bu rakamı Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan utanıp sıkılmadan “enflasyona ezdirmeyeceğiz” nutuklarıyla duyurdu. “Biz popülist değiliz” klişe cümleleri de eksik olmadı. Elbette yıllardır tekrarladıkları “vatandaşlarımızın alım gücünü arttıracağız” masalı da…

Patronlar, hükümet ve Türk-İş’ten beşer kişilik heyetlerden oluşan 15 kişilik Asgari Ücret Tespit Komisyonu bugün 3. toplantısını yaptı. Türk-İş’in bu yılki artistik hareketi komisyon toplantılarına katılmamak oldu. Katılmasa da ruhuyla o masanın yoldaşı olan Türk-İş’e bu hareketi nefes alamaz hale gelmiş işçi ve emekçilerdeki korku yaptırdı. Yaptırırken aynı zamanda miadının çoktan dolduğunu ilan etmiş oldu. O kadar ki en büyük işçi konfederasyonu görev ve sorumluluklarını, misyonunu unutarak “kenar süsü olmayacağız” dedi. Kenar süsü olmamanın yolunun misyonuna uygun davranmak olduğunu unutarak… O misyon da en büyük toplu pazarlık olan asgari ücret belirleme sürecini grev de dahil eylemli bir biçimde yönetmektir. Bunu yapmayıp “masaya oturmam” demek işçilerin aklıyla oynamak dışında bir anlam taşımıyor.

Bu yılki tiyatro söz konusu komedilerle bitse dahi asıl süreç şimdi başlıyor. Tüm ücretler için belirleyici çıta olan asgari ücretin bu rakamla ilan edilmesi Türk-İş gibilerin duyduğu korkuyu sahileştirmeye aday bir sınıf restidir. Açlık sınırının 30 bini, yoksulluk sınırının 90 bini aştığı bu koşullarda bunun başka izahı yoktur.

Bakan Işıkhan’ın pişkince açıkladığı o rakama ve ardından sıraladığı demagojik cümlelere yanıt verme sırası geldi de geçiyor. Ama hiçbir şey için geç değil, bu emek düşmanı strateji işçi sınıfının örgütlenmesi ve tepkilerini mırıldanarak değil sokaklarda haykırarak dile getirmesiyle bozulacak. Er ya da geç…