İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, çocuk işçilikle ilgili raporunu açıkladı. Yüzde 91’i ulusal basından; yüzde 9’u ise çocuk işçilerin aileleri, mesai arkadaşları ve yerel basından öğrenilen bilgilerle hazırlanan rapora göre son on iki yılda en az 742, AKP’li yıllarda en az 978 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. 2024 yılı ise bugüne kadar kaydedilen en yüksek çocuk işçi ölümüne sahne oldu ve 71 çocuk işçi hayatını kaybetti. Çocuk işçi ölümlerine ayrıntılarıyla yer verilen raporda “2025 yılını ‘Çocuk İşçiliği İle Mücadele Yılı’ haline getirmeliyiz” denildi.
Rapora Türkiye’de başta en kötü biçimleri olmak üzere çocuk işçiliğinin önlenmesi temel hedefiyle 2017-2023 yılları arasında “Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Ulusal Programı (2017-2023)”nın uygulamaya konulduğu ve bu çerçevede Başbakanlık Genelgesiyle 2018 yılının “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı” ilan edildiği hatırlatılarak başlandı. Çocuk işçiliğine son vermek amacıyla başlatılan seferberlik kapsamında ILO’nun teknik, BM ajanslarının mali desteğiyle imzalanan bu deklarasyona 6 bakanlık ve 7 işçi ile patron sendikasının imza attığına işaret edildi ve gerçeğin hiç de o genelgedeki gibi olmadığının altı çizildi:
Ancak gerçekler ortada! Bırakın çocuk işçilik ile mücadeleyi ne tam olarak çocuk işçi sayısı biliniyor ne de çocuk işçi ölümlerinin kaydı tutuluyor. Aksine çocuk işçilik devlet eliyle teşvik edilen ve kitleselleştirilen bir duruma getirildi. Öyle ki 2024 yılında bugüne kadar kaydettiğimiz en yüksek çocuk işçi ölümü meydana geldi, 71 çocuk hayatını kaybetti.
İktidarın 2025 yılını “Aile Yılı” ilan ettiği, Erdoğan’ın 3 çocuk doğurulması buyruklarını yinelediği, buna doğurganlık hızının 1,51 seviyesine düştüğü vurgusunun eşlik ettiği hatırlatılan raporda bu çağrıların ve vurgulanan noktaların anlamına dair “güvencesiz emek havuzunun en önemli bileşeni olan çocuk işçiliğinin önemine vurgu yapmaktadır. Sermaye için ucuz (MESEM ile bedava) ve örgütsüz bir işçi kitlesi vazgeçilmezdir” denildi.
Raporda, İSİG Meclisi’nin bu noktada “çocuklarımız geleceğimizdir, ölmelerine, sakat kalmalarına, yaralanmalarına izin vermeyeceğiz, çocuklarımıza yaşanılacak bir ülke bırakmak istiyoruz” diyen sendikalara, meslek örgütlerine, eğitim emekçilerine, demokratik kitle örgütlerine, siyasi partilere ve tüm işçi sınıfına, halka bir çağrısı olduğu belirtilerek şunlar ifade edildi:
Çocuk işçiliğine karşı her şehirde birlikte mücadele edelim. Bu noktada panel, çalıştay düzenlemekten basın açıklaması, miting yapmaya, ortak platformlar oluşturmaya vb. olan ihtiyaç hiç olmadığı kadar acil bir durumda. Hepimiz bu sorumluluğu almalı ve 2025 yılını gerçek anlamda Çocuk İşçiliği İle Mücadele Yılı haline getirmeliyiz. Biz üzerimize düşeni yapmaya hazırız…
Son 11 yılda çocuk işçi ölümleri:
Raporda 2013 yılından bu yana yaşanan çocuk işçi ölümlerine ilişkin şu veriler paylaşıldı:
2013 yılında en az 59 çocuk işçi, 2014 yılında en az 54 çocuk işçi, 2015 yılında en az 63 çocuk işçi, 2016 yılında en az 56 çocuk işçi, 2017 yılında en az 60 çocuk işçi, 2018 yılında en az 67 çocuk işçi, 2019 yılında en az 67 çocuk işçi, 2020 yılında en az 67 çocuk işçi, 2021 yılında en az 62 çocuk işçi, 2022 yılında en az 62 çocuk işçi, 2023 yılında en az 54 çocuk işçi ve 2024 yılında en az 71 çocuk işçi olmak üzere, 2013-2024 yılları döneminde en az 742 çocuk işçi hayatını kaybetti…
İktidar çocuk işçiliği görünmez kılıyor
AKP’nin hükümet olup ilerleyen yıllarda hızla devletin merkezinde yer alışının 23. Yılında olduğumuz hatırlatılan raporda bu dönemde hayata geçirilen tarım, sanayi, eğitim ve sosyal politikaların her geçen gün daha fazla çocuğun işçileşmesini beraberinde getirdiği, ama sanki “çocuk işçilik” yokmuş gibi bir hava verilerek bu sorunun görünmez kılınmaya çalışıldığı vurgulandı:
Bu görünmez kılma politikası çocuk işçilik ölümlerinde de devletin açıkladığı verilerde gözükmektedir. Çalışma Bakanlığı’nın açıklamalarına göre; 2002 yılında en az 1 çocuk işçi, 2003 yılında en az 18 çocuk işçi, 2004 yılında en az 29 çocuk işçi, 2005 yılında en az 27 çocuk işçi, 2006 yılında en az 29 çocuk işçi, 2007 yılında en az 28 çocuk işçi, 2008 yılında en az 29 çocuk işçi, 2009 yılında en az 12 çocuk işçi, 2010 yılında en az 24 çocuk işçi, 2011 yılında en az 24 çocuk işçi ve 2012 yılında en az 15 çocuk işçi hayatını kaybetti. Çalışma Bakanlığı’nın bu açıklamalarına 2013 yılı ile birlikte tuttuğumuz İSİG Meclisi verilerini de eklediğimizde “AKP’li yıllarda en az 978 çocuk işçi hayatını kaybetti”.
Bakanlığın verilerinin yanısıra İSİG Meclisi’nin 18 yaşında çalışırken hayatını kaybeden işçi verilerini de şöyle paylaşıldı:
2013 yılında en az 18, 2014 yılında en az 20, 2015 yılında en az 20, 2016 yılında en az 19, 2017 yılında en az 18, 2018 yılında en az 27, 2019 yılında en az 14, 2020 yılında en az 13, 2021 yılında en az 11, 2022 yılında en az 13, 2023 yılında en az 17 ve 2024 yılında en az 22 “on sekiz yaşındaki işçi” hayatını kaybetti. “Yani tek tek yaş bilgilerinin teyit edilmesi gereken 212 işçi demek bu…”
Tarımdan sanayi ve inşaata kayan çocuk işçilik
Çocuk işçiliğin tarımdan sanayi ve inşaata kaydığı, özellikle MESEM aracılığıyla kitleselleştiğinin altı çizilen raporda şunlara işaret edildi:
- Çocuk işçi ölümlerinde her ne kadar hala tarım sektörü ilk sırada yer alsa da sanayi ve inşaatlarda ölen çocuk işçi sayısı giderek artıyor. Kırsal yoksulluğun devam etmesine rağmen çocuk işçi ölümlerinin kentlere kaymasının bazı nedenleri var. Zira kırsal yoksulluk bitmediği gibi derinleşerek devam ediyor. Ne var ki, kentsel yoksulluğun derinleşmesi, özellikle MESEM’de gördüğümüz üzere bizzat devlet politikalarıyla kitleselleştirilen çocuk işçilik ve tüm Anadolu kentlerinde yoğunlaşan Organize Sanayi Bölgesi (OSB) gerçekliği artık çocuk işçi ölümlerini kent merkezlerine ve çeperlerine taşımış durumda. Tarım işçisi çocuklar tamamen sosyal hayattan dışlandığı ve yerleşim merkezleri dışında hem yaşadıkları hem çalıştıkları alanda çevrelendiklerinden ötürü ölümleri devlet ve sermaye tarafından “görünmez” kılınıyordu. Oysa çocuk işçiler artık her yerde, kentlerin merkezinde, AVM’lerde, sokakta, şantiyelerde, sanayide ve OSB’lerde. Her ailede veya sülalede bir çocuk çalışıyor, her sokakta tanıdık bir çalışan çocuk var. Üretimden gelen bu gerçeklik çocuk işçiliği “görünür” kılıyor ancak çocuk işçilik; eğitim, öğrenim, yetişecek eleman argümanlarıyla “meşrulaştırılmaya çalışılıyor” ve ölümler maskeleniyor.
- MESEM 2016 yılı sonuna kadar var olan ‘Çıraklık Eğitim Merkezleri’nin devamı niteliğindedir. Yani (4+4+4 modeliyle birlikte) eğitim sisteminin içine daha fazla entegre edilmiş ve kitleselleştirilmiş bir çocuk işçilik sisteminden bahsedebiliriz. MESEM kapsamında yaklaşık 1,5 milyon öğrencinin olduğu açıklandı. Bu öğrencilerin yaklaşık 300 binini ise 18 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor. Yani çocuk işçilik “bir gün okulda dört gün işyerinde eğitim alma” uygulamasıyla meşrulaştırılıyor.
- MESEM aracılığıyla ortaokulu bitiren öğrencileri örgün eğitimden kopararak haftanın (resmi olarak) dört günü bedava işgücü olarak patronların sömürüsüne sunan MEB geçtiğimiz yaz döneminde “beceri geliştirme programı” adı altında 7. ve 8. sınıftan itibaren tüm öğrencilerin katılabileceği “zanaat atölyeleri” açtı. Eylül ayından itibaren ise on şehirde -İstanbul, Ankara, İzmir, Erzurum, Konya, Mersin, Rize, Samsun, Sivas ve Şanlıurfa- 196 okulda başlatılan pilot uygulamayla mesleki eğitim yaşı (12-13 yaşa) düşürüldü.
Rapor şu verilerle devam etti:
2013-2024 yıllarında çocuk iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle:
Tarım, Orman işkolunda 402 çocuk (268 işçi ve 134 çiftçi); İnşaat, Yol işkolunda 88 çocuk; Metal işkolunda 53 çocuk; Konaklama, Eğlence işkolunda 51 çocuk; Gıda işkolunda 26 çocuk; Ticaret işkolunda 24 çocuk; Genel İşler işkolunda 22 çocuk; Taşımacılık işkolunda 19 çocuk; Tekstil, Deri işkolunda 18 çocuk; Ağaç, Kâğıt işkolunda 13 çocuk; Kimya, Lastik işkolunda 8 çocuk; Enerji işkolunda 5 çocuk; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 3 çocuk; Madencilik işkolunda 1 çocuk; İletişim işkolunda 1 çocuk; Sağlık işkolunda 1 çocuk; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 7 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti…
- On yıllardır en görünmez kılınan ama birçok çocuğun çalışırken hayatını kaybettiği işkolu tarımdı. Ancak tarımdaki ölümler hala ilk sırada yer alsa da her yıl azalıyor. Örneğin 2024 yılında tarımda ölen çocukların oranı yüzde 31. Bu oran 2014 yılında yüzde 61’di.
- Sanayide çırak ve kalfa olarak birçok çocuk işçi çalışıyordu. Ancak MESEM ile birlikte bu sayı tarihimizde görmediğimiz bir oranda devlet eliyle kitleselleştirildi. Bu durumun bir yansıması olarak sanayide çalışırken hayatını kaybeden çocukların oranı 2024 yılında yüzde 25’e ulaştı.
- Burada hemen belirtelim. Son bir buçuk yıldır MESEM kapsamında çalışırken ölen çocuk işçi sayısı da 12’ye ulaştı.
- Bir vurgulanması gereken husus da moto kurye olarak çalışan çocuklardır. Son yıllarda 15-17 yaş grubunda ölen moto kurye sayısı hızla arttı.
- 76’sı Suriyeli olmak üzere en az 86 göçmen çocuk işçi hayatını kaybetti. Bu ölümlerin tüm çocuk işçiler içindeki oranı yüzde 12’dir. Göçmen çocuklar patronlar açısından, ücret pazarlığı imkânı olmayan, ücret ödemelerini eksik yatırabileceği ya da geciktirebileceği, hakkını aradığında şiddet uygulayabileceği, zorla çalıştırabileceği ek bir çocuk işçi kitlesi olarak görülüyor.
2013-2024 yıllarında çocuk iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 201 çocuk; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 125 çocuk; Ezilme, Göçük nedeniyle 103 çocuk; Yüksekten Düşme nedeniyle 71 çocuk; Şiddet nedeniyle 61 çocuk; Elektrik Çarpması nedeniyle 48 çocuk; Yıldırım Düşmesi nedeniyle 44 çocuk; Patlama, Yanma nedeniyle 29 çocuk; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 15 çocuk; Kesilme, Kopma nedeniyle 13 çocuk; İntihar nedeniyle 11 çocuk; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 9 çocuk; Diğer nedenlerden dolayı 12 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti…
- Trafik ve servis kazaları en çok çocuk işçi ölüm nedenidir. Çünkü mevsimlik tarım işçisi olan çocuklar tıka basa dolu minibüslerde, traktör kasalarında veya açık kasa kamyonetlerin yaptıkları kazalarda yollara savrulmaktalar. Buna bir de son dönemde artan moto kurye çocukların ölümlerini de eklememiz gerekir.
- Yine önemli bir neden de boğulmalardır. Mevsimlik tarım işçisi çocuklar içme suyu veya genel kullanım için ihtiyaç olan suları derelerden ve su kanallarından sağlamaktadır. Ayrıca yazın 40 dereceyi aşan sıcaktan korunmak ve yine yıkanma ihtiyacı için girilen bu derelerde ve su kanallarında çocuklar boğulmaktadır.
- Ezilmeler metal, gıda, tekstil, inşaat ve kimya işçisi çocukların sıkça karşılaştığı bir ölüm nedenidir. Ölmediklerinde de uzuv kaybı, kırılma gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Yüksekten düşmeler ise inşaat işçisi çocukların ilk sıradaki ölüm nedenidir.
- Şiddet ise korunmasız olan çocukların en başta tarımda olmak üzere işyerlerinde ve sokakta karşılaştıkları bir ölüm nedenidir. Çocuk işçiler için maruz kalınan fiziksel ve psikolojik şiddet çoğu zaman gündelik yaşamın bir parçası haline gelmiştir.
2013-2024 yıllarında çocuk iş cinayetlerinin cinsiyetlere göre dağılımı şöyle:
104 kız ve 638 oğlan çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti…
- İş cinayetlerinde ölen kız çocuklarının 6-14 yaş grubundaki oranı yüzde 22’dir. Bu oran tüm yaşlardaki kadın işçi ölüm ortalamasının 3 katıdır. Genel olarak baktığımızda da tüm çocuk işçiler içinde bu oran tüm yaşlardaki kadın işçi ölüm ortalamasının 2 katıdır.
2013-2024 yıllarında çocuk iş cinayetlerinin yaşlara göre dağılımı şöyle:
4 yaşında 5 çocuk, 5 yaşında 6 çocuk, 6 yaşında 5 çocuk, 7 yaşında 7 çocuk, 8 yaşında 16 çocuk, 9 yaşında 14 çocuk, 10 yaşında 25 çocuk, 11 yaşında 21 çocuk, 12 yaşında 39 çocuk, 13 yaşında 47 çocuk, 14 yaşında 71 çocuk, 15 yaşında 113 çocuk, 16 yaşında 142 çocuk ve 17 yaşında 231 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti…
2013-2024 yıllarında çocuk iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle:
Ocak ayında 43 çocuk, Şubat ayında 34 çocuk, Mart ayında 33 çocuk, Nisan ayında 39 çocuk, Mayıs ayında 71 çocuk, Haziran ayında 77 çocuk, Temmuz ayında 119 çocuk, Ağustos ayında 126 çocuk, Eylül ayında 74 çocuk, Ekim ayında 49 çocuk, Kasım ayında 45 çocuk, Aralık ayında 32 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti…
- Mayıs ve Eylül aylarını içeren dönemde mevsimlik tarım işçisi çocukların ölümünü yoğun bir biçimde görüyoruz. Başka bir bakış açısıyla da tarım işçisi çocukların Mayıs ayı ile birlikte okulu bıraktığını ancak dönem açıldıktan sonra Ekim ayında okullarına döndüğünü söyleyebiliriz.
- Yine okulların kapanmasıyla birlikte Temmuz ve Ağustos aylarında “yaz aylarında” çalışan çocuk sayısının (tarıma ek olarak sanayi, inşaat ve hizmetler) kitlesel olarak arttığını belirtmeliyiz.
- MESEM gibi uygulamalarla kitleselleşen “adı öğrenci olan işçiliğin” bir sonucu olarak da özellikle kış aylarında kentlerdeki OSB’lerden gelen çocuk işçi ölümlerine giderek daha sık şahit olmaktayız. Örneğin son beş ayda 3 çocuk işçi (MESEM kapsamında) çırak ya da stajyer olarak çalışırken hayatını kaybetti.
2013-2024 yıllarında Türkiye’nin 77 şehrinde çocuk iş cinayeti gerçekleşti:
54 ölüm Şanlıurfa’da; 44 ölüm İstanbul’da; 43 ölüm Gaziantep’te; 37 ölüm Adana’da; 30 ölüm Konya’da; 23 ölüm Antalya’da; 22 ölüm Ankara’da; 20 ölüm Bursa’da; 18’er ölüm Aydın, Kocaeli, Manisa, Mardin ve Mersin’de; 16 ölüm Diyarbakır’da; 14’er ölüm Ağrı ve Hatay’da; 13 ölüm Denizli’de; 12’şer ölüm Kayseri, Samsun ve Şırnak’ta; 11’er ölüm Balıkesir, Erzurum, İzmir, Kahramanmaraş ve Malatya’da; 10’ar ölüm Aksaray, Muğla, Osmaniye ve Sakarya’da; 9’ar ölüm Ordu ve Van’da; 8’er ölüm Afyon, Elazığ, Karaman, Sivas ve Tekirdağ’da; 7’şer ölüm Batman, Düzce, Giresun ve Siirt’te; 5’er ölüm Çorum, Isparta, Kastamonu, Muş ve Yozgat’ta; 4’er ölüm Bolu, Hakkari, Kilis, Kütahya, Niğde ve ve Sinop’ta; 3’er ölüm Bartın, Bitlis, Burdur, Eskişehir, Kars, Kırıkkale, Kırklareli, Tokat, Uşak ve Zonguldak’ta; 2’şer ölüm Ardahan, Bayburt, Bilecik, Bingöl, Çanakkale, Edirne, Gümüşhane, Rize ve Tunceli’de; 1’er ölüm Adıyaman, Çankırı, Karabük, Kırşehir, Nevşehir, Trabzon, Yalova ve Irak’ta meydana geldi…
- En çok çocuk işçi ölümünün meydana geldiği şehir Şanlıurfa’dır. Ayrıca diğer şehirlerde ölen mevsimlik çocuk işçilerinde de memleket olarak ilk sırada Şanlıurfalılar vardır.
Sonuç
Raporda çocuk işçilik konusunda çıkarılan sonuçları şu şekilde özetlendi:
Türkiye sanayisinin dünya pazarlarında, özellikle AB pazarında, var olmasının yegâne yolu ucuz işgücü ihracıdır. Bu noktada sermaye için çocuk işçilik elzem olarak görülmektedir. Çocuk işçilik ancak üretenlerin yönetmesi durumunda önlenebilir. Yoksa uluslararası sözleşmelerin imzalanması, hazırlanan programlar, AB ve ILO temsilcilerinin açıklamaları vb. bunlar siyasi iktidarın çocuk işçiliği engellemek yerine, halkla ilişkiler stratejisinin bir parçası olarak meşrulaştırma yolunu tercih ettiğinin ve çocuk işçiliğinin güvencesiz çalışmanın en önemli kaynaklarından biri olduğunun gizlenmesinin göstergesidir. Tam da bu noktada üç temel talebimiz var:
- Çocuk işçilik yasaklanmalı, mesleki öğrenim çocuk gelişimine uygun bir biçimde planlanmalı ve kamusal kurallar çerçevesi içinde olmalıdır.
- Eğitim her kademede parasız olmalı, müfredat bilimin ışığında ve yaşam ile bağı kuran bir şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.
- Yaşam alanlarımız uyuşturucu ve çeteleşmeden temizlenmeli, çocukların gelişimine uygun bir hale (spor, sanat, kültürel etkinlikler vb.) getirilmelidir.
Ancak bunları sistem içinde talep etmek tek başına bir anlam ifade etmiyor. Örgütlenmek, mücadele etmek ve direnmek gerekiyor. Şimdi, çocuklarımızı koruyacak adımları atmanın ve mücadelenin araçlarını yine çocuklarımızla birlikte oluşturmanın zamanıdır…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!