Pazartesi, 3 Ağustos 2026

Birleşik Mücadele için ne dediler -XV



İşçi ve emekçilere, kadınlara ve gençlere, yurt içinde ve yurt dışında yaşayan, herkesin elele vererek sömürü ve zorbalığa karşı dikilmesi gerektiğini düşünenlere Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentilerinin ne olduğunu birleşik mücadelenin nasıl büyütüleceğini sorduk.


Alınteri: Geçtiğimiz günlerde 7 devrimci yapı (Alınteri, Demokratik Bölgeler Partisi, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Mücadele Birliği Platformu, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu) birleşerek BMG’ni kurdu. Herkesin “birleşmiyorsunuz, dağınıksınız, parça parçasınız” diye eleştirdiği bu yapıların oluşturduğu Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentiniz nedir? Sizce bu güçler ilk olarak neye el atmalı, ne yapmalı? 

İtfaiyeci / İzmir: Sosyalist grupların fraksiyonlara bölünmesi kapitalist sisteme karşı farklı ve etkili bir çözüm getirme amacıyla olsa da, bu bölünmeler çözülmeyi ve gruplar arasında iletişimsizliği de beraberinde getiriyor. Bu birleşmenin yaşanması hem sevindirici hem de umut verici. Birleşik Mücadele Güçlerinden beklentim birleştirici söylemin daha da geliştirilmesi ve büyümenin devam etmesini sağlayarak yol haritasında da belirtildiği gibi öfkenin birleştirilerek daha da büyümesidir. Özellikle kadına karşı erkek şiddetinin tavan yaptığı ve işçi sınıfının her zaman olduğu gibi ekonomik krizin bütün yükünün altında bırakılmasının istenildiği şu günlerde bu birleşmenin çözüm umudu olabileceğini düşünüyorum.  

Alınteri: Her türlü zoru ve zorbalığı kullandığı halde rejim toplumun büyük bir çoğunluğuna boyun eğdiremedi. Kürtler, kadınlar, gençler, doğasına sahip çıkan köylüler direniyor. Siz de bu dinamiklerin bir parçasısınız, bu dinamikleri bir kanalda birleştirebilmek için somut olarak herkes kendi çapında neler yapabilir, neler yapmalı? 

İtfaiyeci / İzmir: Olaya işçi/emekçi açısından baktığımda aklıma ilk olarak İzmirdeki birçok sendika yöneticisinin bilinçsizliği geliyor. Sendika yöneticileri işçileri bir kanalda birleştirmekten ziyade hamasi söylemlerde bulunuyor. Bu durumun işçilerin ortak bir tepki ortaya koymasını zorlaştırıp siyasi tartışmaların altında kalmasını ve sesinin daha az duyulmasına sebep olduğunu düşünüyorum. 

İşçi sınıfının yaşadığı zorlukları öne çıkaracak çalışmaların yapılmasıyla mücadelenin büyümesi bir ihtimal patronlarda baskı oluşturabilir ve pandemi sonrası yaşanan (daha da büyümekte olan) ekonomik kriz içerisinde işçinin/emekçinin ezilmesi engellenebilir diye düşünüyorum.  

***

Alınteri: Geçtiğimiz günlerde 7 devrimci yapı (Alınteri, Demokratik Bölgeler Partisi, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Mücadele Birliği Platformu, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu) birleşerek BMG’ni kurdu. Herkesin “birleşmiyorsunuz, dağınıksınız, parça parçasınız” diye eleştirdiği bu yapıların oluşturduğu Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentiniz nedir? Sizce bu güçler ilk olarak neye el atmalı, ne yapmalı?

Serbest Çalışan / İzmir: Başlangıç olarak geçmişte de bu tür somut ihtiyaçların bir dayatması olarak ezilenler, sürece cevap verebilecek benzeri ittifaklar kurdular ve sistemin bu yalnızlaştırma, bölüp parçalar halinde yok etme, kimliksizleştirme saldırılarına karşı güç birliği oluşturma ihtiyaçlarına cevap aradılar …

Her ne kadar devrimci bir önderliğe dönüşemese de ben bu konuda bugüne kadar bu ve benzeri ittifakların her birini dönemin kendi koşulları içinde samimi ve kıymetli buluyorum.

Alınteri: Her türlü zoru ve zorbalığı kullandığı halde rejim toplumun büyük bir çoğunluğuna boyun eğdiremedi. Kürtler, kadınlar, gençler, doğasına sahip çıkan köylüler direniyor. Siz de bu dinamiklerin bir parçasısınız, bu dinamikleri bir kanalda birleştirebilmek için somut olarak herkes kendi çapında neler yapabilir, neler yapmalı?

Serbest Çalışan / İzmir: Dünya genelindeki salgın sadece hastalık ve ölüm getirmedi. Aynı zamanda sermayenin çalışan sınıflara yönelik şiddetini de arttırdı. İşsizlik, ücretlerin aşağı çekilmesi, artan ve derinleşen yoksulluk daha keskin bir hal aldı. Bunun üzerinden salgının ayrımcılık yapmıyor, işçiyi de patronu da etkiliyor söyleminin dünya genelinde ne kadar büyük bir yalan olduğu gerçeğini bir kez daha acı bir şekilde deneyimlendik ve deneyimliyoruz.

Ben bu durumun ezilen sınıflar için bir dayanışma zemini olarak kullanılabileceğine ve herkesin kendi sokağından başlayarak mahallesine ve yaşadığı  semte doğru yaygınlaşan dayanışma ruhunu sendikalara, sivil toplum örgütlerine vb. taşıyıp ülke genelinde örgütlü bir mücadelenin ortak bir dili haline getirebileceğine inanıyorum.

Alınteri’nin notu: Bu iki soru doğrultusunda görüşlerinizi bizimle paylaşırsanız ortak mücadelemize katkıda bulunmuş olursunuz:

alinterimb@gmail.com

alinteriyle@gmail.com