İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne (İzBB) ait tuvalet ve bebek bakım merkezlerinin temizlik-bakım işlerini yapan Esaray Temizlik Şirketi’ne bağlı temizlik işçilerinin “güvenceli iş” talebiyle başlattıkları eylem 10’uncu gününde devam ediyor. Son KHK’yla taşeron çalışmanın sözümona bittiği söylenen belediyelerde taşeronluk sistemi aslında belediyeye bağlı şirketler üzerinden sürüyor. Fakat İzBB bunu bile yapmayarak eski sistemi sürdürüyor ve işi, kendi şirketleriyle değil, dışardan bir taşerondan satın alıyor. İzBB’nin 4 yıl önce açtığı umumi tuvaletler ve bebek bakım odalarında çalışan işçiler bu duruma karşı başlattıkları eylemlerini sürdürmekte kararlı.
Taşeron Esaray Temizlik’le sözleşmelerinin bittiği gün (31 Aralık) eyleme başlayan işçiler 4’üncü günde İzmir Sanat binası önünde seslerini duyurmaya çalışırken işçi düşmanlığı pek çok pratiğiyle tescillenmiş İzBB Başkanı Cemil Tugay’ın “Burada durmaya devam ederseniz sizi orada da çalıştırmam” tehdidine maruz bırakılmıştı.
Tugay’ın bu tehdidinin ardından işçilere SGK’dan gelen mesajla iş sözleşmelerinin sona erdiği mesajı geldi. Mesajda “belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle” patronun 31 Aralık 2024 tarihinde işten ayrılış bildirimlerini yaptığı belirtildi. İşçilerin sözleşmeleri her yıl yenilendiği için kıdem vs. hakları da yok.
İşçiler tehditlere, baskılara inat 4 yıldır çalıştıkları işlerine güvenceli şekilde dönme talepleriyle direnişe devam ediyor.
Eylemlerinin 9’uncu günü olan dün (8 Ocak) ziyaret ettiğimiz işçiler halaylarla, ziyaretlerle, taleplerini ifade ettikleri konuşmalarla direnişe devam ediyor.
Konuştuğumuz işçilerden Doğukan Bayar yaşadıkları süreci, sendikalaşma çabalarını ve Genel-İş’e üye olma pratiklerini, sendikanın kendilerini nasıl yalnız bıraktığını vs. de içerecek şekilde şöyle anlattı:
Hangi birimde ve nasıl bir statüyle çalışıyorsunuz?
Biz İzBB’nde, Katı Atık Daire Başkanlığı’na bağlı çalışıyoruz. Katı Atık Daire Başkanlığı bizden sorumlu, oranın müdürü-amiri bizimle ilgileniyor. Ama belediye taşeron firmaya veriyor. Taşeron firmanın yaptığı tek şey benim maaşımı yatırmak, başka da hiçbir şey yok. Her şeyle belediye ilgileniyor.
Hangi taşeron firma?
Her yıl değişiyor, farklı farklı isimler. Bir yıl Esaray oluyor, bir yıl Cemre-Petra… 31’inde biz işi bıraktık. Şirketle sözleşmenin son günüydü. Buraya gelmemizin amacı biz İzBB’nin işini yapıyoruz, giydiğimiz forma İzBB’nin, beni yoldan geçen herkes İzBB personeli zannediyor, ama belediyeyle hiçbir alakam yok. İzBB’nin hiçbir sosyal hizmetinden yararlanamıyorum, bir sendikam yok, ama belediye işçisiyle aynı işi yapıyorum. Yan yana oturuyoruz birimiz 17 bin ücret alırken diğeri 45 bin aldığı için sevinçli. Buradaki insanlar bunu kabul etmeyen insanlar. 4 yıl emek vermiş.
Biz her seçim döneminde, her yılsonunda “arkadaşlar sesinizi çıkarmayın yeni gelen başkanla çözeriz”, “arkadaşlar sesinizi çıkarmayın, yıl sonu, bu son ihale artık. Belediye burayı kendisi alacak” deniyor bize. Sürekli belediye yöneticilerinden umut… Geldi, geldi, geldi, ama bir yere kadar.
Ücretler yıl içinde sadece 1 ay zamanında ödendi
4 yıldır çalışıyoruz burada, kamu hizmeti veriyoruz. Burada olmamızın nedeni maaşlarımız 17 bin. Bir yıl boyunca sadece bir ay 15’inde aldık maaşlarımızı, diğerlerinde 20 ya da 25’i buluyor ödemeler.
“Maaşımızı verin” dediğimizde de “işine gelen çalışır işine gelmeyen bırakır. Biz kimseyi zorla tutmuyoruz” diyorlar. Ben bir emekçiyim. Tamam, patron olabilir, buranın yöneticisi olabilir… Ama insana yakışır bir şekilde böyle bir muamele istiyoruz, böyle bir muamele yapamaz. Maaş veriyor diye kimse kimseye “beğenmiyorsan çalışma” diyemez.
Benim maaşım için yaptığım anlaşma 15’inde ödenmesi şeklinde. “Paramız niye ödenmedi?” dediğimizde “Belediye bize ödeme yapmadı” deniliyor. “Tamam, o zaman gidip belediyeye söyleyelim” diyoruz. “Hayır, siz şirket işçisisiniz, belediyeyle bir işiniz yok!” vs. diyorlar. Bunun gibi binlerce çelişki var ortada.
Biz de bu durumu kabul etmedik. Burada bulunma amacımız 4 yıl taşeron firma üzerinden İzBB’nin işini yaptık, ama artık belediyenin çatısı altında istihdam edilelim. Belediyenin diğer birimlerine olduğu gibi iş güvencesine sahip bir şekilde, insanca çalışmak istiyoruz. Güvenceli çalışma istiyoruz.
Herhangi bir sendikal faaliyetiniz oldu mu?
Bir buçuk yıl kadar önce DİSK’e gittik, üye olduk. İşyerinin yüzde 50+’sından fazlaydık. Üye olduk, Çalışma Bakanlığı’ndan sözleşmemiz geldi, bu işyerinde sendika kurulabilir diye. Bunun haber gelir gelmez çok fazla mobbinge, baskıya maruz kaldık.
Sendikalar telefonumuzu açmadı. Sendika başkanı, şube başkanı, kimse telefonumuzu açmadı… Bu baskıya 2 gün dayanabildik ve iş bırakma eylemine gittik. Habire baskı var üstümüzde ama telefonlarımız açılmıyor.
Bunun üzerine DİSK’in ana binasına gittik. Orada da tepkiyle karşılandık. “Buraya niye geldiniz, iş bırakarak eylem mi olur, biz sizin hakkınızı nasıl arayacağız?” dediler. “Biz 2 gündür sizi arıyoruz.
Ben Konak’ta çalışıyorum, evim Konak’ta beni Urla’ya vermiş. İlk otobüs 06:00’da başlıyor, benim Urla’ya gitmemin imkanı yok. Urla’daki işçiyi de aynı şekilde Bornova’daki işyerine gönderiyor. Buraları saatinde açamayalım, tutanak tutulsun işten çıkaralım diye.
Bu bir yıldırma yöntemi değil mi?
Evet. Biz de iş bırakarak sendikaya gittik. Sendika da “buraya niye geldiniz, iş bırakarak eylem mi olur, biz sizin hakkınızı nasıl savunalım” vs. dedi. Telefonlarımızı açmadıklarını söyledik. Bize kızıp bağırdılar. Müdürlerle görüştüler. Müdür “Hepsini gönderin almayacağım” dedi. Sendikayı örgütleyen iki-üç kişi işinden edildi. Geri kalanlara “çalışmaya devam edin” denildi.
O yüzden de şu anda yaptığımız eylemde sendikaya gidemedik. Üstümüzde taşıdığımız üniforma İzBB’ye ait. İş Kanunlarının 2’inci maddesinde “alt işveren gidicidir, üst işveren kurum bağlar” diyor. Biz burada İzBB’nin karşısında, İzmir halkının seçtiği, İzmir işçilerinin esas muhatabı olan yerle görüşmek için hakkımızı alana kadar burada bekleyeceğiz.
Tazminat vs. alamadınız tabi…
SGK çıkışlarımız verildi. 1 yıllık sözleşmelerle çalıştığımız için kıdem vs. hakkımız yok. Ücret dışında bir şey ödenmedi.
Sonuç almazsanız nasıl bir planınız var?
Biz sesimizi duyurmak, hakkımızı almak için muhataplarımızın olduğu her yere gideceğiz. Bu İzBB de olabilir CHP Genel Merkezi de… Biz hakkımızı alıncaya kadar yapabileceğimiz her şeyi yapacağız. Bizi 4 yıl çalıştırdılar, bizi alacaklar yani başka yolu yok. Burada hasta arkadaşlarımız var. Hepatit B olan arkadaşımız mesela… Kirası var, çocukları var. Sigortası olmazsa ayda 3 bin liralık ilacı nasıl alabilir?
İzmir Alınteri
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!