2026 için belirlenen asgari ücret masasında patronlar vardı, devlet vardı işçiler yoktu ve bu masada belirlenen ücret, yalnızca yoksulluğu değil; eşitsizliği, güvencesizliği ve köleliği de büyütmeye hizmet ediyor.
Kampanyamız boyuncu bunun bilinçli bir sınıf politikası olduğunu vurguladık. Sermaye sınıfı ve onun bekçiliğini yapan devletin, ücretleri açlık sınırına zincirleyerek milyonlarca işçiyi güvencesiz ve örgütsüz tutmak istediğini belirttik.
İnsanca bir yaşamın, ancak emeğin söz ve karar sahibi olduğu bir düzende mümkün olduğunu anlatmak için “Krize karşı devrim, kapitalizme karşı sosyalizm” şiarlarını pankartlarımızla öne çıkardık.

Asgari ücret tartışmasının bir rakam meselesi olmadığını, açıklanan ücretin işçiler için yaşam değil açlık sınırı ile sefalet arasında sıkıştırılmış bir dayatma olduğu vurguladık. Düşük ücret, yalnızca yoksulluk değil, aynı zamanda boyun eğdirme aracıdır. Asgari ücret, işçilerin boynuna geçirilmek istenen zincirin görünen halkalarından biridir. Bu nedenle bu zinciri kabul etmediğimizi ifade ettik. İşçilerin ekmekten önce onura, kölelik zincirlerinden kurtulmaya ihtiyacı olduğunu öne çıkardık. Okmeydanı’nın farklı noktalarına astığımız pankartlarda, “Ne asgari ücret ne asgari yaşam, kahrolsun ücretli kölelik düzeni biz başka alem isteriz”, “İşçilerin ekmekten çok onura ihtiyacı var” sözleriyle sömürü düzenine karşı mücadele çağrımızı sokaklara taşıdık.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!