#DoğruMuBu: 8 Mart’ta Alanlara, Kavgayı Büyütmeye!



Programda patriyarkaya, kapitalizme ve faşizme karşı yükselen evrensel direnişin simgesi olan 8 Mart “Kadın, Yaşam, Özgürlük” perspektifiyle ele alındı


Alınteri’nin YouTube kanalında yayınlanan #DoğruMuBu program serisinin 13. bölümü, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle hafızalarda yer edecek bir yayına imza attı. Oya Açan’ın moderatörlüğünde, yoldaşlarımız Mürüvet Küçük ve Sibel Korkmaz Sarı’nın katılımıyla gerçekleşen programda patriyarkaya, kapitalizme ve faşizme karşı yükselen evrensel direnişin simgesi olan 8 Mart, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” perspektifiyle ele alındı.

Köklerimiz 1857’nin Yangınında, Öfkemiz Bugünün Sokaklarında

Program, 169 yıl önce New York’ta 10 saatlik iş günü ve insanca yaşam talebiyle greve çıkan ve patronların kapıları üzerlerine kilitlemesiyle can veren 129 tekstil işçisi kadının mirasıyla açıldı. Bugün de kadınların benzer sömürü çarkları altında, yoksulluk, savaş ve baskının en ağır yükünü taşımaya zorlandığı bir tarihsel eşikten geçtiğimiz vurgulandı. Kadın mücadelesi, sadece bir hak arama süreci değil kapitalizmin yapısal krizini aşmak için devreye soktuğu neofaşist saldırganlığa karşı bir varoluş kavgasıdır.

Aile Kıskacı ve “Makbul Kadın” Dayatması

Programda, burjuva devletlerin kadın kazanımlarına yönelik kolektif saldırısı derinlemesine analiz edildi. Sibel Korkmaz Sarı, özellikle Avrupa’da yükselen neofaşist hareketlerin kadına yönelik şiddeti göçmenlik üzerinden manipüle ettiğini, Türkiye’de ise iktidarın her sorunu aileye bağlayarak kadını bu kuruma hapsetmeye çalıştığını belirtti.

“Makbul Kadın” tanımı üzerinden yürütülen politikalarla, kadının sadece bir “üretim makinesi” ve “anne” olarak kodlandığına dikkat çekildi. Bu süreçte:

  • Kürtaj haklarının tartışmaya açılması ve kadın bedeni üzerindeki tahakkümün artırılması,
  • Kadınların hem üretimde sömürülüp hem de ev içi bakım yüküyle zincirlenmesi,
  • Tavan yapan erkek şiddetinin, devletin yarattığı cezasızlık ve “ailenin kutsallığı” atmosferinden güç alması gibi temel sorunlar öne çıktı.

Modern Köleliğin Estetiği: “TradWife” ve Tarihsel İkiyüzlülük

Sibel Korkmaz Sarı, son dönemde sosyal medyada popülerleşen “TradWife” (Geleneksel Eş) akımının, kapitalizmin yeni bir pazarlama stratejisi olduğunu vurguladı. Bu akımın, kadın kazanımlarını elinin tersiyle iten, ırkçı ve LGBTQI+ düşmanı bir arka plâna sahip olduğu belirtildi. II. Emperyalist Savaş döneminde kadınları “vatan hizmeti” diyerek fabrikalara çağıran, savaş bitince ise “evine dön” diyen sermaye düzeninin ikiyüzlülüğü, bugünün modern görünümlü gelenekselcilik dayatmalarıyla birleştirildi.

Kadın Mücadelesi: Emek-Sermaye Çelişkisinin En Keskin Hali

Mürüvet Küçük, kadın sorununun faşistleşme ve gericileşme dalgasıyla iç içe geçtiğini ifade ederek bu mücadelenin aynı zamanda net bir emek-sermaye çelişkisi barındırdığını belirtti: “Emperyalist savaşların, göçün ve ekonomik krizlerin faturasını en ağır şekilde kadınların ödediği bu dönemde kadın hareketi doğası gereği kapitalizm ve faşizm karşıtı bir muhteva kazanmak zorundadır.”

8 Mart Mesajı: “Dünkü Kadınlar Değiliz!”

Programın sonunda, 8 Mart’ın devrimci ve komünistler için sadece bir anma değil, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya kurma yolunda bitmeyen bir uyanıklık ve kavga günü olduğu hatırlatıldı. Türkiye’nin dört bir yanında barikatları parçalayan kadınların direnişine selam gönderilerek şu çağrı yapıldı:

Kadınlar artık dünkü kadınlar değil; bilinçlenen ve özgürleşen bu devrimci dinamiği büyütmek için tüm kadınları 8 Mart’ta alanlara, sokağa çağırıyoruz!