Şubat Kültür Sanat Günleri iki aylık aradan sonra yeni sezon etkinliklerine başladı. Sezonun ilk etkinliğinin konuğu gazeteci ve Yazar Ender Öndeş oldu. Öndeş ile Dipnot Yayınları’ndan çıkan son romanı “Kubur” üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirildi.
Şubat Kültür Sanat Günleri Emekçilerin Kolektif Bir Sanat Faaliyeti
Etkinlik Şubat Kültür sanat Günleri’ni tanıtan kısa bir konuşmayla başladı. Konuşmada, işçi ve emekçilerin kendi yaratıcılıklarını geliştirecekleri alanların açılması, sistemin yol açtığı yabancılaşmanın etkilerinin hafifletilmesi, kolektif üretimin gelişmesi amacıyla mütevazi adımlar atıldığı belirtildi. Emekçilerden oluşan bir müzik topluluğu, şiir dinletileri, edebiyat günleri gibi çalışmaların bir parçası olarak Şubat Kültür Sanat Günleri’nin oluştuğu belirtildi.
Yazar Olmak Yerine Roman Karakteri Olmak İsterdim
Bu kısa tanıtımdan sonra yazar Ender Öndeş söz aldı. Kitaba ve yaşama dair samimi bir anlatım yapan Öndeş’in konuşmasından satırbaşları şöyle:
Öncelikle belirteyim, ben roman yazarı olmak yerine roman karakteri olmak isterdim. Mücadeleye atıldığım yıllarda, bir evde konuşurken ‘25’inden sonra ölen şerefsizdir’ diye takılmıştık birbirimize. Gerçekten birçok arkadaşımız, çok değerli arkadaşlarımız 25 yaşını görmeden öldü. Bazı tesadüflerle biz bugüne geldik. Ben yine de bir roman yazarı olmak yerine romanlara konu olmayı isterdim.
Kubur benim için ‘bundan sonra yazmasam da olur’ dediğim, içime sinen bir kitap oldu. Çünkü yazmak istediğim bir konuydu. Yazılması gerektiğini düşündüğüm önemli bir konu. Romanın konusu olan itirafçılık hala gündemde. Ben lise yıllarımda mücadeleye atıldığımda evlerde okuma yapardık. Annem bizi ders çalışıyor sanırdı. Arada bir ‘materyalizm’ kelimesini falan duyduğunda ‘tamam bunlar iyi çalışıyor’ derdi. Mahirlerin, Denizlerin katledildiği yıllardı. Ben THKPC-MLSPB geleneğinden geliyorum ve romanın esinlendiği hikayelerin bir kısmı oraya dayanıyor. 50 yıllık bir birikim var hayatımda. 1991 yılında tahliye olduktan sonra memlekette hiç çay parası ödemedim. Demek ki olumlu bir şeyler bırakmışız insanlara.
Tabii bu kitap bir kurgu nihayetinde. Aradan yıllar geçmiş. Kimseye de haksızlık yapmak istemem. Bu çok zor bir hikayeydi. Yakın tarih her zaman zordur. Kimseye haksızlık etmek istemezsiniz, insanları atlamak istemezsiniz, sübjektif değerlendirmeleriniz-ön yargılarınız araya karışsın istemezsiniz… Bir de dümdüz kahramanlık hikayesi anlatmak istemezsiniz. Öyle bir saçmalık da var çünkü. Biz devrimcileri, devrimcilerin etrafındaki kişileri hatta kim kusursuz diye tanımladıysa Allah onun belasını versin. Hatırlıyorsunuz Yılmaz Güney tartışmalarını. Bir sürü kusur var. Ama bu adam bizi Cüneyt Arkın’dan kurtardı o bile yeter yani.
📍Ankara
✅ Şubat Kültür Sanat Günleri’nde Ender Öndeş ile son romanı Kubur’u konuştuk
✅ Söyleşinin ardından Ender Öndeş kitaplarını imzaladı pic.twitter.com/bvE8t2Gzmx— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) September 20, 2026
İtirafçılığın Çeşitli Biçimleri Var
Bugün de özellikle belediye operasyonlarında, yine sol muhalif yapılara yönelik baskılarda itirafçılığın tekrar gündeme geldiğini belirten Öndeş şunları söyledi:
12 Eylül döneminde itirafçılık çok fazla kullanıldı. İtirafçılar o günlerde çevresindeki herkesin işkence görmesine, öldürülmesine neden oldu. İtirafçılık bugün de farklı biçimlerde sürüyor. Tabii belediyelerle ilgili süreçtekiyle devrimcilerin süreci aynı değil. Devrimciler insanların öldürülmesine, eziyet görmesine neden olan, insanları kişiliksizleştiren bu itirafçılık dayatmasına karşı mücadele ettiler. Kürt hareketine karşı biraz daha farklı biçimde işletildi bu süreç. Gazetede çalıştığım için biliyorum. Direkt cinayetlere karışanlar, onlarca cinayet işleyenler var aralarında.
Ender Öndeş’in samimi anlatımıyla yaklaşık iki saate yakın süren söyleşi, Öndeş’in kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.
Alınteri / Ankara
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!