Salı, 25 Ağustos 2026

Akademide Yankılanan Çığlık: Columbia Üniversitesi’inde Filistin’e Destek Cezalandırıldı



Hatırlatmak gerekir ki Columbia Üniversitesi, 1968’de Vietnam Savaşı karşıtı öğrenci hareketlerinin en güçlü merkezlerinden biriydi. Bugün de tarih tekerrür ediyor; yalnızca savaşın adı değişti ancak baskının doğası aynı kaldı


Columbia Üniversitesi özgür düşüncenin ve akademik muhalefetin ağır bedeller ödediği yeni bir döneme tanıklık ediyor. Geçtiğimiz yıl Filistin’e destek eylemlerine katılan öğrenciler yalnızca fikirlerini savundukları için üniversitenin ağır yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldı. Disiplin Kurulu, Hamilton Hall binasına giren bazı öğrencileri okuldan atarken kimilerini uzaklaştırdı, mezun olanların diplomalarını ise geçici olarak iptal etti. Kaç öğrencinin bu cezalarla karşı karşıya kaldığı açıklanmazken Columbia yönetiminin bu tavrı göstermelik akademik özgürlüğün emperyalist ve siyonist çıkarlar uğruna nasıl kolayca feda edilebildiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Columbia Üniversitesi’nin Filistin’e destek veren öğrencileri okuldan atması sadece bir disiplin kararı değil; derinleşen bir çürümenin, akademinin emperyalist tahakküm altında nasıl bir polis karakoluna dönüştüğünün en çıplak göstergesi. Sınıfların, kütüphanelerin ve meydanların birer fikir arenası olmasının önüne set örülerek buralar sermayenin ve devletin infaz sahasına dönüşmüş durumda. Özgür düşünceye kelepçe vuruluyor, direnen genç bedenler kampüslerden sürülüyor. Ve her şey ABD’nin Ortadoğu’daki ileri karakolu olan İsrail’in çıkarlarını korumak adına yapılıyor.

Columbia Üniversitesi’nde 16 Nisan 2024’te yankılanan sloganlar, yalnızca kampüs duvarlarıyla sınırlı değildi. Bu ses Gazze’de yıkılan evlerden, yas içinde bırakılan annelerden, bombalar altında büyüyen çocuklardan gelen bir çığlığın yansımasıydı. “Gazze Dayanışma Kampı” adı verilen bu eylem, sadece üniversitenin İsrail yanlısı yatırımlarına bir başkaldırı değil aynı zamanda emperyalizmin ve siyonizmin küresel boyuttaki işleyişine bir meydan okumaydı.

Ancak bu çığlık Columbia yönetimi için fazla yüksek çıktı. Rektör Minouche Shafik, üniversitenin akademik misyonunu değil ABD’nin savaş makinesine hizmet eden konumunu hatırlamış olmalı ki, New York Polis Teşkilatı (NYPD)’ye çağrıda bulunarak kampüse polis soktu. 108 öğrenci gözaltına alındı çadırlar paramparça edildi. Sorgusuz sualsiz uygulanan cezalar özgür düşüncenin nasıl “tehdit” olarak görüldüğünü gösteriyordu.

Fakat hatırlatmak gerekir ki Columbia Üniversitesi, 1968’de Vietnam Savaşı karşıtı öğrenci hareketlerinin en güçlü merkezlerinden biriydi. Bugün de tarih tekerrür ediyor, yalnızca savaşın adı değişti ancak baskının doğası aynı kaldı.

Kapital ve Zulmün Akademik Maskesi

ABD üniversitelerinin bağımsız olduğu yalanı her kriz anında paramparça oluyor. Columbia Üniversitesi’nin sert müdahalesi, sadece kampüs düzenini sağlamak adına değil, mali ve siyasi efendilerinin emirlerine sadık kalmak için yapıldı. ABD yönetimi 7 Mart 2024’te Columbia Üniversitesi’ne sağlanan 400 milyon dolarlık federal fonu kesme kararı aldı. Gerekçe olarak “antisemitizme karşı yeterince mücadele edilmemesi” gösterildi. Ancak gerçek çok daha açık: İsrail’i eleştirmek ABD’de ekonomik ve akademik linç sebebi.

Bu üniversiteyi ayakta tutan bağışçılar kimler? Lockheed Martin, Raytheon, Boeing… İsrail Ordusu’na silah satan savaş tekelleri. Özgür düşünce mi? O, bu binalarda ancak savaşın ve işgalin devamını sağlayan zihinlerde yeşerebilir.

Columbia Üniversitesi’nde ve ABD’deki diğer üniversitelerde yaşananlar akademinin bir savaş alanına dönüştüğünü gösteriyor. Bugün bir öğrenci “İsrail bir işgalci devlettir” dediğinde, diplomasını kaybediyor. Oysa aynı öğrenci Pentagon’un politikalarını, İsrail’in silah alımlarını, ABD’nin emperyalist işgallerini desteklese ödüllendirilecek.

Bastırılan Çığlıklar, Büyüyen Direnişler

Columbia Üniversitesi’nde öğrenciler dövüldü, kampüslerden atıldı, diplomaları ellerinden alındı. Fakat bu baskılar onları sindirmeyecek. Bilakis mücadele daha da büyüyor. Columbia’daki protestolar kısa sürede ABD’nin dört bir yanına yayıldı. 50’den fazla üniversitede öğrenciler, kampüsleri işgal etmeye başladı. ABD emperyalizminin her hamlesi direnişi daha da alevlendiriyor.

Bugün Columbia Üniversitesi’nin soğuk koridorlarında yankılanan ayak sesleri, tarih boyunca özgürlüğe doğru yürüyenlerin izlerini taşıyor. Her baskı yeni bir direnişin başlangıcıdır. Emperyalizm ve siyonizm öğrencileri susturmak istiyor; fakat bu ses, yalnızca kampüsleri değil dünyayı saracak kadar güçlü.

Çünkü tarih bize gösterdi: Düşünceyi kelepçeye vuramazsınız. Direniş yasaklandığında değil yasaklara rağmen sürdüğünde gerçek anlamını kazanır.