DÜNYA HALİ

Ağustos, 2021

  • 4 Ağustos

    Mekanik ve otomatik süregiden günlük hayat

    Genele şamil bir boşvermişlik ve tükenmişlik kendini gösterdi: Pes etme ve teslim olma hali, derin bir depresyon. İşte böyle mütereddit, ihtiyatlı, günlük rutinin gereklerini yerine getirerek, öfke ve dehşet duygusunu yutarak veya çok verimsiz ve çok tuhaf bir şekilde evdeki yemek masasının başındaki patlamalarla dışarı akıtarak -tıpkı milyonlarca diğer insan gibi devre dışı kalmış bir halde yaşamaya devam ederek hadiselerin bana ulaşmasını bekledim...

Temmuz, 2021

  • 18 Temmuz

    “Parça insan”dan çok yönlülüğe

    “…Küçücük bir bahçede otlar yemyeşildi. ‘Böyle çimleri hiçbir yerde görmedim,’ dedi profesör. ‘Ders kitaplarından bir öykü anımsadım. Bahçıvan kendisine ‘bir yeşil halı gürlüğünü nasıl sağladınız?’ diyen yabancıya der ki ‘her gün biçmek gerekir’, ‘Ne kadar süreyle?’, ‘iki yüz yıl!’” “...Bir yeşil halı gürlüğünü nasıl sağlarız?” Bıkıp usanmadan her gün biçmek gerekir! Ayrık otlarını sürekli temizlemek, düzenli bir biçimde sulamak, yıllar sonrasını kurgulamayı başarmak ve bu hayali hiç yitirmemek gerekir!

  • 6 Temmuz

    Sosyal medya çok kullanışlı ve keyifli bir tuzak

    Sosyal medya bize diyalog kurmayı öğretmiyor, çünkü anlaşmazlıktan kaçınmak çok kolay. Ancak insanların çoğu sosyal medyayı bir araya gelmek veya ufuklarını genişletmek için değil, tam tersine, kendilerine kendi seslerinin yankıları olan sesleri duyacakları, kendi yüzlerinin yansıması olan yüzleri görecekleri bir konfor alanı yaratmak için kullanıyor. Sosyal medya çok kullanışlı ve keyifli bir tuzak.

Haziran, 2021

  • 22 Haziran

    Çığlık’ın düşündürdükleri

    Bir taş gibi duyarsız ve kolaylıkla yerinden kaldırılabilir olmak! Toplumsal düzenin herkesten iyilikle istediği işte budur. Burjuvazi, daha çok insanın ‘rasyonel’ kurallara, ekonomik, toplumsal, politik ya da yasal gerekliliklere göre yaşamasını sağlayarak düş kırıklıklarını daha adil bir biçimde bölüştürmeyi sürdürmüştür. Bu yolla yaratılan parça parça zorunluluklar da onlardan kolektif bir biçimde kaçmak ya da onları etkisiz hale getirmek için kullanılabilecek enerji ve beceriyi parçalamıştır.

  • 10 Haziran

    Neoliberal tutku çağının Külkedisi

    Uzunlukları dolayısıyla yılan hikâyesi diye anılan bu diziler, sosyal çatışmaların gözyaşlarıyla ya da mutlulukla çözüldüğü hayali mekânlar yaratır. Dini inanç inanana yaşamdan sonra cennete gireceğini vaat ederken, herhangi bir ateist de iş saatlerinden sonra bir yılan hikâyesine girebilir. Kurmaca insanların öteki gerçekliği gerçek insanların gerçekliğinin yerini alır; her bölüm akıp giderken, bu büyülü zaman esnasında televizyon, sığınacak yeri olmayan ruhlara, kaçış, kurtuluş, huzur veren portatif bir tapınaktır.

Mayıs, 2021

  • 25 Mayıs

    Kolombiya’nın Kontraları, İsrail ve Uyuşturucu -II

    Kolombiya’daki son başkanlık seçimleri sırasında, “temize çıkartılmış” bir Uribe, ABD Devlet Bakanlığının alkışları arasında iktidara getirildi. Hükümet planlarının çoğu, ABD kaynaklı bir Rand Şirketi incelemesi üzerine temellenmektedir. Hem Rand incelemesinin, hem de Uribe’nin planının önemli bölümü, Kolombiya devletine borçlu, geniş bir sivil savunma/hükümet muhbir kuvvetinin oluşturulmasıyla ilgilidir. Herşey gibi, Rand raporu “Kolombiya Planı” da ilkin ABD’nde kaleme alınmıştı.

  • 24 Mayıs

    Kolombiya’nın Kontraları, İsrail ve Uyuşturucu -I

    Öz yaşam öyküsüne göre Carlos Castaño, “562” olarak bilinen bir yıllık bir kursa devam etmek üzere 1983’de İsrail’e geldiğinde, yalnızca 18 yaşındaydı. Bir Kolombiyalı olan Castaño Kutsal Topraklar’a sıradan bir hacı olarak gelmişti, ama huzur bulmak için değil. “Kurs 562” savaş üzerineydi, onun nasıl yürütüleceği öğretiliyordu ve Carlos Castaño zamanla bu işte yetkinleşecek, Latin Amerika tarihinin en acımasız ve ehil paramiliter lideri olmayı başaracaktı.

  • 23 Mayıs

    Filistin’de hiç bitmeyen özgürlük çığlığı

    Birçok insan kamp yerlerindeki çocukların böyle bir güzelliğe sahip olduklarını düşünür. Neden böyle düşündükleri şöyle açıklanabilir: Tenlerden eski kuralları çiğneyen, yeni bir özgürlük duygusu fışkırır ve babalar ile büyükbabalar gözlerdeki parıltıyı söndürmekte, şakaklardaki hareketi durdurmakta ve damarlarda akan kanın hızını kesmekte zorlanırlar.

  • 18 Mayıs

    Çoğalan yalnızlar kentlere yığılan kalabalıklar…

    Televizyonlar haberler arasına açlık ve savaş görüntüleri yerleştirme alışkanlığında. Bu korkular, bu kaçınılmaz kaderler, cehennemi andıran alt dünyadan geliyor ve bunların tek yaptığı, uzaklıkları yok eden otomobiller, kırışıklıkları yok eden kremler, beyazları yok eden saç boyaları, acıları yok eden tabletler ve başka pek çok mucize sunan tüketim toplumunun cennetsi karakterini vurgulamak...

  • 9 Mayıs

    Stalingrad’dan 9 Mayıs 1945’e

    Ölü evlerin arasında ise insanlar kalabalıklar halinde dolaşıyor, kucaklaşıyor, 'Hurra' diye bağırıyorlardı. İnsanlar birbirlerine bakıyorlardı. 'Çocukların hepsi ne kadar iyi, ne kadar müthiş, ne kadar basit, ne kadar yiğit insanlar, işte dolaşıyoruz da pamuklu ceketler, kulaklı şapkalar, her şeyiniz aynı bizimki gibi. Oysa düşünmesi bile korkunç bir iş yaptık. Dünyadaki en ağır yükü kaldırdık, doğruyu yalanın üstüne çıkardık, hadi git dene bakalım bu yükü kaldırmayı... Bunlar ancak masallarda olur, ama buradaki masal değildi.